PINARBAŞI-SARIZ AİLE OKULU PROGRAMI

Kayseri İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu tarafından personel ve eşlerine yönelik olarak yürütülen “Aile Okulu Projesi” kapsamında daha önce Yahyalı, Hacılar ve Develi ilçelerinde gerçekleştirilen programlardan dördüncüsü,  04.11.2015 tarihinde Pınarbaşı ilçesinde yapıldı. Pınarbaşı ve Sarız ilçe müftülük personelinin eşleri ile birlikte katıldığı program, Pınarbaşı İlçesi Belediye düğün salonunda gerçekleştirildi.
   
   
     Kur’an tilavetinin ardından Pınarbaşı ve Sarız İlçe Müftülerinin selamla konuşmasıyla başlayan program, İl Müftü Yardımcısı Salih Sezik’in programın tanıtımı ve amacına yönelik konuşmasıyla devam etti. Programın açılış konuşmasını İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güvenyaptı. Güven, konuşmasında şu hususlara dikkat çekti:   
   
“Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlikten sakının. Adını anarak birbirinize dilek ve istekte bulunduğunuz Allah’a saygısızlıktan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisâ 4/1)
    Toplantının amacının, muhafazakâr kesimlerde dâhil olmak üzere, son zamanlarda ailelerde meydana gelençatırdama vedağılmalar olduğunu vurgulayan Güven; “Toplum olarak hepimize düşen görev bu çatırdamanın sebeplerini araştırıp bulmak, araştırmakla da kalmayıp çözümlerini tespit etmektir” dedi. Toplumun önderleri konumunda olan din görevlilerinin, topluma örnek olabilmeleri açısından öncelikle kendi ailelerinde huzur ve sükûnusağlamalarınıngerekli olduğunu vurgulayan Güven; İnsanların iş hayatındaki ve sosyal hayattaki başarılarının da aile huzuruna bağlı olduğunu söyledi. Allah Rasulü’nün hayatında yaşadığı ilk vahiy tecrübesinin ardından Hz. Hatice’ye sığındığını anlatan Güven, erkeklerin sığınacak bir limana ihtiyaçları olduğunu, kadınların da bu liman olabilme özelliğine sahip olmaları gerektiğini vurguladı. Hz. Peygamber’in kendisinden şüphe duyduğu o anda, “Vallahi sana cin dokunmuş olamaz, sen fakiri doyurursun, yoksula yardım edersin, yetimin başını okşarsın…”cevabını veren Hz. Hatice’nin, eşini nasıl iyi tanıyıp iyi okuduğunu vurgulayan Güven;“Biz eşlerimize ‘beni nasıl bilirsin?’ diye sorsak acababize ne anlatırlar” dedi.
    İl Müftüsü Şahin Güven konuşmasına şöyle devam etti:
    “Bizler sadece anlatmakla değil, yaşamakla da mükellef olduğumuz bir dinin mensubuyuz. Kur’an bize öğrettiği dualarla bile bir hayat tarzı inşa eder. “Ya Rabbi! Bizlerden, eşlerimizden ve çocuklarımızdan önderler yetiştir. Eşlerimizi ve çocuklarımız göz aydınlığımız kıl”(Furkan 25/74). Eğer muttakilerin önderi, dünya Müslümanlarının lideri olacaksak ailelerimiz ve çocuklarımız çok önemli. Kendi evini inşa edemeyen bir kişinin başkalarına hiçbir şey anlatması mümkün değildir.
    Kur’an; “Kendilerinizden, kendilerinde sükûn bulacağınız eşler yaratması Allah’ın varlığının ve birliğinin delillerindendir” (Rûm 3/21) buyuruyor. Bu eşler birbirinin ayetidir demektir. Birbirimizi Kur’an okur gibi okumalıyız demektir. Ama bu okumak tıpkı Kur’an’a yaptığımız gibi yüzüne bakıp geçmek değil, o ayetin iç dünyasına, kalbine zihin dünyasına girmektir. Ama bunu beceremediğimiz için görüntüye takılıp kalıyoruz. Görüntünün ötesine geçemiyoruz. Sonrada görüntüsü daha iyi olanlar daha çekici gelmeye başlıyor.”

İmamlarımızın toplumun problemleri ile ilgilenmek için yeterince boşvakitleri olduğunu ve eğer ilgilenmezlerse Allah’ın onlara o boş zamanlarını dolduracak problemler vereceğini belirten Güven, imamlar toplumun önderi olacaklarsa bunun ancak hizmetle olacağını söyledi.
Güven konuşmasını programda emeği geçenlere ve katılımcılara özelliklede programa katılan imamların eşlerine teşekkür ederek bitirdi.
Ardından İl Müftüsü’nün misafiri olarak programa katılan, Avustralya Sydney Cami Dernek yöneticisi Cihan İmer’in yaptığı konuşma katılımcıların duygulu anlar yaşamasına sebep oldu. 35 yıldır Sydney’de yaşadığını söyleyen İmer, imam eşlerine, “bu toplumun dinamikleri sizlersiniz. Yeni bir nesil yetiştirmek zorundasınız. Bu gün dünyaya bir cümle söylenecekse bunu söyleyecek olan sizlersiniz” dedi.İmer; Kendisinin 30 yaşına kadar komünist ve ateist olarak yaşadığını, Avustralya’da tanıştığı Ayrin isminde Rus asıllı gayr-i müslimbir bayanla evlendiğini, eşi Ayrin’in evlendikten sonra kendi arayışlarıyla İslam’ı bulup Müslüman olduğunu ve Ayşe ismini aldığını ve kendisinin de bu hanım sayesinde İslam’ı gerçek anlamda tanıyarak müslüman olduğunu anlattı. İmer, imam eşlerine “Beni Avustralyalı bir bayan Müslüman yaptı, eşlerinize sahip çıkın” dedi.
Programın ikinci bölümü İl Müftülüğü PDR Uzmanı Ayşe Bozgeyikli’nin  “Teknolojinin Aileye Etkileri” konulu sunumuyla başladı.
Sürekli güncellenen bir dünyada yaşadığımızı ve bu dünyanın temel unsurunun da teknoloji olduğunu söyleyen Bozgeyikli, teknolojinin hayatımıza etkilerini bizim teknolojiye bakışımız ve ona karşı duruşumuzun belirleyeceğini söyledi. Günümüz insanının hayatı kutucuklar içinde yaşadığını belirten Bozgeyikli, Çin’deki bir depremi anında duyduğumuz halde en yakınımızın içindeki depremden haberimizin olmadığını söyledi. Çocuklara alternatif sunamadığımız için, çocukların enerji patlaması yaşadıklarını ve buna bağlı olarak ta günümüzde çocuk depresyonlarının arttığının altını çizdi. Bizim çocukluğumuzda annelerin çocuklarını odasına kapatması ceza sayılırken bugün çocukları odaya kapatmanın onlar için ödül olduğunu söyledi. Maddi refahın yükselmesine rağmen, insan insana, can cana, göz göze iletişim kurmak, bir başkasının derdini anlamak ve onun derdiyle dertlenmek açısından çok fakir hale geldiğimizi söyledi.
Ebeveynleri ergenlerde teknoloji bağımlılığı konusunda duyarlı olmaya çağıran Bozgeyikli şunları söyledi:    “Teknolojiden sakınmak mümkün değil ama günümüz dünyasında gelişmiş ülkelerin teknolojiyi düzenli ve sosyal hayatın her alanında dengeli kullanan ülkeler olduğunu görüyoruz. Geri kalmış ülkelerde ise teknoloji bağımlılığıkavramıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bağımlılık kişinin kullandığı bir nesne üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Eylemsel bağımlılık olarak nitelendirdiğimizkumar, teknoloji ve alışveriş bağımlılığı, kimyasal bağımlılık olarak nitelendirdiğimiz madde bağımlılığı kadar tehlikelidir. Fakat durumun ciddiyetinin farkında olamadığımızdan olsa gerek çocuğu uyuşturucu bağımlısı olan aileler çocuklarının tedavisi için yoğun bir çaba sarf ettiği halde, çocuğu internet bağımlısı olanlar aynı hassasiyeti göstermiyor. Oysa her iki bağımlılıkta beynin aynı bölgesini etkiler ve vücutta yarattıkları tahribat aynıdır. İnternet bağımlılığı çocuklarda kaygı uyku hatta sindirim sitemi bozukluluklarına sebep olabilir.
Bozgeyikli konuşmasının devamında bağımlılığın belirtileri, evreleri, temel risk faktörleri ve bağımlılığı önleyici faktörler hakkında bilgi verdi. “Problemli çocuk yoktur, problemli aile vardır. Çocuklarımız bizim dış dünyaya açılan penceremizdir.‘Benim çocuğumda teknoloji bağımlılığı varsa ben ne yapıyorum’ diye kendi hayatımız gözden geçirmemiz gerekir. Çocuklarımıza sanal âlemde de Allah’ın var olduğunu öğretmeliyiz” diyen Bozgeyikli, konuşmasını bu konuda ailelere tavsiyelerle bitirdi.
 Ardından İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu koordinatörü Cansever Dokuz “Aileyi Ayakta Tutan Değerler” konulu konuşmasını yaptı. Kınalızâde, İbn Miskeveyh, Gazzâlî gibi İslam Hukuk Felsefecilerinin dört temel değer üzerinde yoğunlaştıklarını belirten Dokuz, bunlar sevgi, saygı, sadakat ve yardımlaşmadır dedi. Dokuz konuşmasına şöyle devam etti:
    “Bugün artık Psikologlar evlilikte sevginin sebep değil, sonuç olduğunu söylüyorlar. Bu şu demek; 20-25 yaşlarında birbirlerinin gözünün içine bakan iki gencin evlenmesi, bunların mutlu bir yuva kuracağı anlamına gelmiyor. Nitekim öyle olmadığını bugün yaşanan örneklerden görüyoruz. Ama belki de birbirini hiç tanımadan evlenmiş ve 70-80yaşlarına gelmiş,  birbirinin gözlerinin içine bakan bir çift görürseniz işte gerçek aşk budur. Gerçek aşk, birbirinden hiçbir beklentisi kalmamış iki insanınbirbiriningözünün içine bakmasıdır. Tabi bu da emek istiyor. Bir zamanlar aynen sizin, benim görüntümde bir hanım büroda bana şu soruyu sormuştu:“Hocam, insan her gün aynı yemeği yemekten usanmaz mı?” Ona şu hadisi söyledim. Bir gün Hz. Aişe Rasulullah (s.a.v.)e sorar; “Ya Rasulallah beni nasıl seviyorsun?” Efendimiz: “Kördüğüm gibi” der.  Bu cevap Hz. Aişe’nin çok hoşuna gider. Yıllar sonra tekrar sorar; “Ya Rasulallah kördüğüm ne durumda?” Efendimiz; “İlk günkü gibi” der. Galiba bizlerhız ve haz çağındayız diyoruz ya. Bu yüzden sevgilerimizi de çok çabuk tüketiyoruz. Kaldı ki Cenab-ı Allah sevginin bittiği yerde “merhamet”i devreye sokar.
Bugün bize yöneltilen sorulardan anladığımız kadarıyla ailenin temel problemi sadakatsizlik. Bu konuda size çok iş düşüyor arkadaşlar. Maalesef gayr-i meşru ilişkiler olabildiğince meşrulaştı ve yine sorulardan anladığımız kadarıyla insanlarımız bunun dini açıdan ne kadar büyük bir günah olduğunun çok farkında değiller. Çünkü bu konuda dindar olduğunu söyleyenlerle, dini kaygıları olmayanlar arasında da çok fark göremiyoruz. Yalnız dindar olduğunu söyleyenler güya işi kılıfına uyduruyor. Gizli nikâh kıydım diyor.  O zaman geceleyin yolda yanından geçen sahabelerini durdurup, akıllarına bir şüphe gelmesin diye “Bu benim hanımım Safiye’dir” diyen Rasulullah bizim hayatımızın neresinde olacak? Sizler bu konuyucemaatinize anlatmak zorundasınız.  Efendimiz(s.a.v.); “Hiçbir zina eden mü’min olduğu halde zina etmez” buyuruyor. Bunun bu kadar sıradan bir günah olmadığını anlatmak zorundasınız”
Dördüncüsü yardımlaşma ve dayanışma dedik. Nevzat Tarhan’ın bir kitabından Avrupa’da yazın ölen yaşlıların büyük bir kısmının cenazesinin Belediye tarafından kaldırıldığını, tatilde olan çocuklarına, anneniz veya babanız vefat etti diye haber verildiğinde, “cenazeyi belediye kaldırsın” deyip tatillerini bölmediklerini öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Şimdilerde Ankara’da ambulans doktoru olan bir yakınımdan bizde de durumun çok farklı olmadığın söylediğinde üzüldüm doğrusu. “Ambulansa haber verildiğinde, yaşlının evine gittiğimizde çoğunlukla yalnız oluyorlar. Yakınlarına biz haber veriyoruz. Bazen hastayı sedyeye almak için yardım için yüzlerine baktığımızda, karşısındaki anne babası değil de dokunmayı bile istemedikleri bir şey gibi davranıyorlar” dedi. Son zamanlarda belki tıbbın ilerlemesi sonucu bize sıkça yöneltilen sorulardan biri “anne karnında, çocuğumun engelli olduğu tespit edildi. Çocuğu aldırabilirmiyiz?”  oluyor. Bir Ramazan görevi sebebiyle Almanya’da bulunduğum bir zamanda 20 yaşlarında engelli bir çocuğu olan bir anneye “ağır bir imtihanınız var, Allah yardımcınız olsun” dediğimde “öyle söyleme hocam! Bizim hepimize o bakıyor. Şu anda işten çıkarıldık. Hepimiz devletin ona verdiği engelli maaşıyla geçiniyoruz” demişti. Efendimizin buyurduğu gibi:” Bir evde bulunan yaşlı veya bakıma muhtaç biri Cenabı Allah’ın o eve rahmet nazarıyla bakmasına sebep olur.”
Aile ve Dini Rehberlik Bürosu Vaizi Murat Aykaç’ın “Eşlere tavsiyeler” konulu sunumu şöyleydi:

    “Bizleri cemaatin içine çıkaran değerli hanımlarımız. Onların haklarını teslim etmemiz gerekiyor. Oysa bizler cemaatimize veya diğer kişilere karşı gereken özeni gösterdiğimiz halde eşlerimizi ihmal ediyoruz. Çocuklarımıza en güzel hediyemiz, onlara mutlu ve huzurlu bir aile ortamı sunmak olacaktır. Eğer çocuklarımızda bir sorun varsa önce kendimizin nerede yanlış yaptığımızı sorgulamamız gerekir. Peygamberimiz: “Bir insanın bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerini ihmal etmesi ona günah olarak yeter”buyuruyor.  Mutlu ve başarılı bir insan olmak için güzel ve huzurlu bir aileye sahip olmak gerekir.”
Aykaç, huzurlu bir aileye sahip olmak için eşlere şu tavsiyelerde bulundu:
“Güzel ve huzurlu bir aileye sahip olmak için öncelikle bencilliği bırakıp  “biz” olmak gerekir. Eş ararken en iyisini değil, bize en yakın olanı aramamız gerekir. Çünkü biz de en iyisi değiliz. Evliliği sürdürmek kararlılık, sabır ve fedakârlık ister. Aile düello yeri değildir. Mutlu olmak haklı olmaktan daha büyük bir başarıdır. Kusurları gören değil, örten olmalıyız.   Kişi kendisini eleştirmeye başlarsa başkasını eleştirmeye vakit bulamaz. Eşler birbirini yıpratmamalı, kanaatkâr olmalı hep “yok”a odaklanmamalı. Eşler birbirini emanet olarak görmeli, emanete ihanet edilmez. Birbirlerinden sevgi ve takdir sözlerini esirgememeli. Hz. Peygamber Hz. Aişe’ye,  “Humeyra”, “al yanaklı” veya “uveyş” “Ayşecik” derdi. Eşler birbirini ailesinden soyutlamaya çalışmamalı. Bizim kültürümüzde dört atanın hakkı birdir. Hediyeleşmeyi ihmal etmeyin. Sevdiğinize gül verin. Gül veremiyorsanız gülüverin. Evlilikte ideal olan eşlerin birbirlerine bağımlı değil, bağlı olmasıdır. Bağımlı olduğunda sorunlar başlar. Evliliğin amacına ulaşabilmesi için, hediyeleşme, nitelikli beraberlik, onay sözleri, fiziksel temas, hizmet davranışları gibi sevgi dillerini kullanmak gerekir. Her evde sorun olur. Ama önemli olan meseleleri uzatmadan sorunu halletmek veya affetmektir.”
Program Melikgazi İlçesi Uzman Vaizi İbrahim Halil Erdoğan’ın  “Aile İçi İletişim” konulu konuşmasıyla son buldu. Erdoğan şunları söyledi:“Eğer evlilik toplumun temeliyse bu temelin sağlam bir yere oturtulması lazım. Bizim öncüllerimiz Kur’an, Sünnet ve Asr-ı Saadet olmalı. Hz. Peygamber;“Kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara Allah lanet etti” buyuruyor. Sağlam iletişimin temelinde de Allah’ın yarattığı fıtrata uygun davranmak, eşinin fıtratı gereği olan

davranışlarına da saygı duymak yatıyor. Konuşmayan bir kadın ne kadar soğuk olursa, sürekli konuşan bir erkekte o kadar sevimsiz olur. Kadının konuşması lütuftur. Kadınların kalbine girmek kolaydır, her kadının içinde bir küçük kız vardır. Güzel söz söylemeyi de bilmiyorsunuz. Akşam eve giderken normalde aldığınız meyveyi, eve götürdüğünüzde “hanım sen seviyorsun diye bunu aldım” diyerek vermeniz bile onları mutlu etmek için yetecektir.”
    Konuşmasının devamında sağlıklı iletişimin ilkelerinden bahseden Erdoğan, bunun için öncelikle duruma göre davranmak değil, tabi olmanın şart olduğunu, asıl olanın “davranmak” değil, “olmak” olduğunu söyledi. “İnsan olmak en büyük unvandır” diyen Erdoğan, sağlıklı iletişimin ikinci şartının “güvenilir olmak”, üçüncü şartının da “tanış olmak” olduğunu, tanış olmaktan maksadın karşısındaki kişinin sınırlarını, nelerden hoşlanıp, nelerden hoşlanmayacağını bilmek olduğunu söyledi.

   
Programın sonunda personele Aile ve Dini Rehberlik Bürosu’nun tanıtımı amacıyla Kur’an Kursları ve camilere asılmak üzere hazırlanan afişler ve Başkanlık tarafından hazırlanan aileye yönelik kitaplar dağıtıldı. Program Pınarbaşı Müftülüğü’nün yemek ikramıyla son buldu.
    Program devam ederken İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven, Pınarbaşı ve Sarız İlçelleri Kaymakam ve Belediye Başkanlarını ziyaret etti. Bu esnada İl Müftü Yardımcısı Salih Sezik, ……………………….da öğrencilerle buluştu.
   
Öğleden sonra Sarız ilçesine geçen ekip, ilçedeki çeşitli okullarda programlar gerçekleştirdi.  Bu bağlamda İl Müftüsü Doç Dr. Şahin Güven, Çok Programlı Lise’de; İl Müftü yardımcısı Salih Sezik,İmam- Hatip Orta Okulu’nda;Aile ve Dini Rehberlik Bürosu Koordinatörü Cansever Dokuz ve PDR Uzmanı Ayşe Bozdgeyikli de Sarız İmam Hatip Lisesi’nde öğrencilerle buluştu. Öğrencilerle İmam Hatipli olmanın misyon ve vizyonu ve onlara yüklediği sorumluluklar, hedef belirleme v.s. konularında sohbet edildi. Öğrencilerin bu konulardaki soruları cevaplandırıldı.







samsun escort istanbul escort sirinevler escort umraniye escort mecidiyekoy escort avcilar escort

escort iptv server İstanbul Escort Mersin Escort Eskişehir Escort Mersin Escort Bursa escort mtgrl ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort istanbul escort kurtkoy escort escort izmir Adana Escort Firmalari Adana Escort Firmalari gaziantepeskici.com izmir escort jet film izle Ankara Escort Bayanlar Bodrum Escort izmir escort ankara escort escort ankara ankara escort bayan film izle film izle film izle Bursa Escort uluslararası evden eve nakliyat paykasa bozdurmaAntalya Escortnice türkiyeporn mobil porno tecavuz izlebuca escort
film izle Bft Türkiye instagram takipçi hilesi chip satın al beylikdüzü escort sex izle porno izle
chip satın alchip satın alescort bayan